Yandex
  Bizi Arayın

Burun Delikleri ve Nefes & İstanbul & Op. Dr. İsmail Bayram

Doğru Burun Solunumu Nasıl Yapılır ? 

BURUN SOLUNUMU sırasında BURUN DELİĞİ ile alınan NEFES, sağlıklı ve kaliteli bir yaşam için ihtiyaç duyduğumuz havayı sağlayacak yeterlilikte olmalıdır. Koşma, yüzme, yoğun egzersiz ve ağır çalışma durumlarında gerekli oksijeni temin etmede burun delikleri yetersiz kalabilir ve ağız solunumu yapılabilir. Burun solunumu, uyurken ve istirahat halinde vücudun besinleri enerjiye çevirmesi için gerekli oksijeni sağlayacak nitelikte olmalıdır.

Uyurken koku almayız,  ses duymaz ve görmeyiz ama nefes alırız. Nefes, yaşamın sürdürülebilmesi için en hayati fizyolojik süreçlerdendir. İnsan; aç 1 ay, susuz 3 gün yaşar ama havasızlığa 5 dakikadan fazla dayanamaz.

Burun Solunumu Dinlenmek ve İyi Bir Yaşam İçin Önemlidir.

Burundan nefes alma problemleri nedeniyle iyi dinlenemeyen insanların güne yorgun başladıkları, gün içi sinirli ve unutkan oldukları, dikkat eksikliği gösterdikleri, çok terledikleri, enerjilerinin düşük olduğu görülebilir. Bütün bu olumsuz etkiler sonucu yaşam kalite ve başarılarından ödün vermek durumunda kalabilirler.

İki burun deliği ile burnumuz dış çevre ile sürekli etkileşim halindedir. İnsan bedeni yaşam enerjisi için gerekli oksijeni havadan iki burun deliği sayesinde içine alır. Çok kısa anlar ve  yoğun heyecanların yaşandığı süreler dışında, iki burun deliğinden aynı oranda nefes almayız. Burun deliklerimizin dönüşümlü olarak nefes alıp verdiğini ve bu dönüşümün ise belirli bir düzeni takip ettiğini görürüz.  Hangi burun deliğinin kullanılacağı vücudun ihtiyacına bağlı olmak üzere değişim göstermektedir. Isıtıcı olan sağ burun deliği asidik salgıları artırırken,  soğutucu olan sol burun deliği alkali salgıları artırır.  Sağ ve sol burun delikleri beyin yarıkürelerinin ve koku lobunun zıt tarafı ile bağlantılıdır. Örneğin soğuk bir havada ısınmak için sağ burun deliğimizden, bunaltıcı, sıcak bir havada ise sol burun deliğimizden nefes almak iyidir.

Burun Delikleri Sağlıklı Çalışırsa Beden Doğal Sağlıklı Ritmini Korur.

Burnun iç yapısında yapışkan bir sıvı olan sümük ve kıllar vardır. Bu kıllar ve sümük nefes aldığımızda ciğerlerimize gidecek olan havanın  filtre edilmesini sağlar. Soluduğumuz havadaki toz ve benzeri maddeler yapışkan sıvı olan sümük ve kıllar tarafından tutularak ciğerlerimize ulaşmadan filtre edilirler. Burun içindeki ortamın nemi akciğerler ile aynıdır. Burundan yapılan derin ve yavaş solunum, yeterli hava basıncı oluşturarak akciğerlerimizin  tam kapasite çalışmasını ve etkili nefesler almamızı sağlar.

Burun deliklerimiz iklimlere göre de farklılık  gösterir. Sıcak ve nemli tropikal iklim insanın burun yapısı kısa ve geniş deliklidir.  Soğuk iklim insanın ise uzun ve dardır.

Sindirim sistemimize giden bir giriş  varken, solunum sistemimize giden sağ ve sol burun deliği olarak iki kanal vardır. Dolayısı ile solunum yapmak için burun deliklerini kullanarak yapılmalıdır. Solunum organımız burundur. Diyafram kası, burun deliklerimiz ve karın kasının ardından nefes çalışmalarında  faydalandığımız diğer bir teknik ise meditasyon tekniğidir.

BURUN NEDEN İKİ DELİKLİDİR ? 

Beslenme amacıyla gereken gıdaların alınması için sindirim sistemimize açılan tek bir giriş yolu vardır. Oysa solunum sistemimize alınması gereken hava için sağ ve sol burun deliği olarak iki kanal ile bir de ağız olmak üzere üç yol vardır. Sağ veya sol burun deliklerinden nefes almanın ilk bakışta solunumda ve akciğerlerde fark edilir bir değişiklik gözlenmese de, bilimin ortaya çıkardığı son bulgularda çok ilginç bilgilere ulaşılmıştır.

Araştırmaların sonuçlarına göre nefes alıp- vermek aslında tek bir burun deliği ağırlıklı gerçekleşmektedir. Bir burun deliğinden geçen hava miktarı, diğerinde göre birkaç kat daha fazla olabilmektedir.

Hangi burun deliğinin kullanılacağı vücudun ihtiyacına bağlı olmak üzere günün belli zaman dilimlerinde değişmektedir. Her insanda daha yoğun kullandığı eli gibi, daha yoğun kullandığı burun deliği söz konusudur. Buna rağmen ağırlıklı kullandığımız burun deliği, gün içinde ve gecede devamlı değişmektedir.

Aynı burun deliğinin sürekliliği yoktur. Yoğunlukla kullanım 15 dakikayla 8 saat arasındaki bir periyotta değişmektedir. Bu değişmeye tıp dilinde nazal siklus denmektedir.

Bir burun deliği ağırlıklı olarak kullanıldığında, o kanalı takip eden burnun boşluğundaki damarlar daralırken (dekonjesyon), burun boşluğunun kendisi genişler.Bu anda diğer delikte tam tersine burun boşluğundaki damarlar genişlerken ( konjesyon), burun boşluğu daralır.

Burnun yumuşak dokusu altında bulunan sinir uçları doğal olarak beyinle ilişkilidir ve nazal siklus, beynin normal çalışmasına ve fonksiyonlarına tesir etmektedir. Eğer sağ burundan nefes alınırsa, ki bu diğer burun deliği tıkanarak da uygulanabilir, sol beyin de elektrik aktivitesi artar ve bu beyinden elektro ensefalogram ( EEG ) ile izlenebilir.

Tersine eğer sol burundan nefes alınırsa, sağ beyinde elektrik aktivitesi artar. Bir burundan aşırı hava geçişi o burun mukozasında mekanik ve dokunma duyuları oluşturmaktadır. Bu sufilerin ve doğu öğretilerinin kullandığı çapraz nefes çalışmalarının bilim tarafından anlamlandırılmasını ve kabul edilir bir gerçeklik kazanmasını sağlar.

Beyin sağ ve sol olmak üzere iki loptan oluşmuştur. Kişinin iradesi dışında çalışan iç organ faaliyetlerini düzenleyen otonom sinir sisteminin de iki kolu vardır:

  • Sempatik sinir sistemi,
  • Parasempatik sinir sistemi.

Beynin sol lobu sempatik sinir sisteminin çalışmalarını düzenlerken, sağ lop parasempatik sinir sisteminin çalışmalarında yetkilidir. Sağ burundan nefes alırken farkında olmadan sempatik sinir sistemine, sol burundan nefes alırken de parasempatik sinir sistemine
etki ederek çalışmalarına yön vermiş ve tesir vermiş oluruz .


YATARKEN VE UYKUDA NEFES ALMAK

Bir tarafa yatarak uyuma durumunda, yatılan yöne bağlı olarak burun deliklerimizin birisinin tıkanırken, diğerinin açıldığı ve solunumun açık olan burun deliğinden gerçekleştiği yapılan araştırmalarla belirlenmiştir.

Ayrıca nefes alınan burun deliğiyle beynin yarım küreleri ve sempatik-parasempatik sinir sistemleri arasında da bir ilişki olduğu görülmektedir.

Sağ tarafa yatarak nefes almak durumunda, sağ burun deliği tıkanmakta, sol burun deliği açılmaktadır. Sol burundan yapılan nefes almayla sağ beyin yarım küresinin aktivitesi artar. Sağ beyin yarım küresinin uyarılması, parasempatik sinir sistemimizin çalışmalarını artırmasına, kalbimizin yavaşlamasına, tansiyonumuzun düşmesine ve mide - bağırsak çalışmalarının yavaşlamasına yarar. Dolayısıyla kalbimiz daha az yorulur, uykuya dalmamız daha kolaylaşır.

Sol tarafa yatarak nefes almak durumunda; sol burun deliği tıkanmakta, sağ burun deliği açılmaktadır. Sağ burun deliğinden nefes alınması, sol beyin yarım küresinin aktivitesinin artmasına ve sempatik sinir sisteminin çalışmasında artışa yol açar. Bu durumda kişi heyecanlanmış gibi olur ve kalp atışlarındaki hızlanma ile kalp daha çok yorulur. Bu yüzden uykuya dalma zorlaşır.Çünkü kalp atma hızı, tansiyonun, heyecan ve dikkatin artmasına ve uykuya engel olabilir. Sol tarafımız üzerine yatarak uyuma durumunda vücudumuz zorlanacaktır.

Sırt üstü veya yüz üstü yatarak nefes almak; yüzüstü yatmak kalp, akciğerler ve mide baskı altında kalacağı için uzun süre kalınacak bir pozisyon değildir. Bu durumda gündüz olduğu gibi iki burun deliği de devrede olduğundan parasempatik sistem uyarılamayacaktır. Ayrıca sırt üstü yatılması durumunda mide ve bağırsakların fonksiyonlarını gerçekleştirmesi daha zorlaşacaktır.

En faydalı ve en az zarar görebileceğimiz yatış pozisyonu sağ yanımıza yatarak ve ayakları vücuda doğru çekerek uyuma seklinde olduğu yapılan araştırmalarla doğrulanmıştır. Bu yatış şeklinde hem mide, hem bağırsaklar korunmakta, hem de sindirim sistemi daha kolay çalışmaktadır.

Nefes teknikleri ile nefesin kontrol altına alınması, kişinin saflaşması yolunda gelişme sağlar. Saflaşma, yaşamın üzerindeki zorluk ve sıkıntıların kalkması anlamındadır. Nefes tekniklerinin amacı, kişiyi yan yollarda dolaşmaktan, amaçsızlıktan ve gereksiz enerji kayıplarından kurtarmaktır. Bu yüzden saflaşma gerçekleşinceye kadar nefes kontrol edilmelidir.

NEFES VE MEDİTASYON

Meditasyon, zihnin doğru kullanılması ile beden ve ruhu tanıma ve olumlu düşünmedir. Bu meditasyonun en sade tanımıdır.

Nefes çalışmaları ile  meditasyon iç içe geçen bir durum oluşturur. Nefes çalışması ile meditasyona girmek daha kolaydır. Aynı zaman da nefes  farkındalığı için meditasyon yapmak gerekir.

MEDİTASYON artan denge,  daha derin kavrayış, canlılık  ve iç huzur demektir. Meditasyonun sayısız yolları vardır.  Genel olarak meditasyona başlamada ve başarılı olmasında önemli olan,  DOĞRU DURUŞ 'tur.  Çünkü, bedeni rahatsız bir pozisyon da tutmak zihne pek çok olumsuz düşüncenin gelmesine neden olur.  Konsantre olmanız zorlaşır. Uzanıp yatmak ise uykuya geçmenizi kolaylaştırır. En kolay duruş sırt ve başınız dik olarak oturmaktır. Oturmadan önce bedeni hafifçe esnetmek önemlidir. Eğer koltukta oturuyor iseniz bağdaş kurmamalısınız.Bu kan dolaşımı için sakıncalıdır ve rahat edemezsiniz. Kol ve eller  çapraz yapılmamalıdır.  Eller ister avuçlar yukarı, ister  avuç içi dizlerde olsun, serbest bırakılmalıdır.

Meditasyon gevşemektir ve sakin olmaktır. Yerde oturma pozisyonlarında ise bağdaş kurabilirsiniz.  Yani; başlamadan önce hafif esneme hareketleri yapılmalı.. Dik pozisyonda oturmalı ve boynumuz rahat olmalı.  Ne geriye ne öne düşmemeli.  Sırtımızda ağrı oluşuyor ise sırtımızı mutlaka bir yere dayamalıyız.  Ellerimiz serbest ve rahat olmalı. Sizi rahatlatacak bir müzik dinleyebilirsiniz.

Otojenik Geri-Besleme Tekniği
Autogenic Biofeedback (otojenik geri-besleme), kişilere fiziksel ve zihinsel tepkilerini ölçümlerle göstererek bunları kontrol etmeyi öğreten bir yöntemdir.

Bu teknik, zihin ve beden ilişkisinin kurulmasıyla ilişkilidir. Uygulama zihinsel kontrollerin beden üzerindeki sonuçlarına göre ayarlanır. Sonunda kişi, kendini düşüren veya sıkıştıran zihinsel tutumlarını fark eder ve bunların bedeni üzerindeki etkilerini yok edecek veya tamamen ortadan kaldıracak olan karşı etkiyi oluşturarak dengelemeyi başarır. Bu sağlandığında psikofizyolojik bir çok rahatsızlık; örneğin çarpıntı, terleme, uykusuzluk, migren ve adale gerginliği ortadan kalkabilir. Bu rahatsızlıkların nedeni tamamen fiziksel yorgunlukla ilgili olabileceği gibi, duygusal ve zihinsel ağırlıklı da olabilir.

Autogenic biofeedback (otojenik geri-besleme) tekniğinde, öncelikle kişinin fizik bedenini tanıması ve bedeni serbest bırakabilmesi öğretilir. Bunu sağlamak için kişinin ayak parmaklarından başlayarak sırasıyla aşağıdan yukarıya doğru bütün adale grupları gevşetilmeye çalışılır. Her adale grubu nefes alışverişlerle birlikte kasıp gevşetilerek tamamen relaksasyon sağlanmaya yönlendirilir. Tam gevşeme sağlandığında duygusal ve zihinsel uyarılara karşı duyarlılık azalır, sempatik sistem kontrolü, parasempatik sistemin kontrolüne bırakır.

Autogenic Biofeedback tekniği; kişiye bedensel, duygusal, zihinsel rahatlatma sağlarken, otonom sinir sistemi bozuklukları ile duygusal ve zihinsel problemler arasındaki bağlantıları da gözle görülür, tanımlanır ve çözülür hale getirir. Autogenic Biofeedback tekniği psikoterapinin nefes teknikleri kullanarak kişinin bilinç altının sağılmasını gerçekleştiren en önemli uygulamalarından biridir.

Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. İSMAİL BAYRAM